World of Romantik

Bir ömür böyle geçti


SARIAĞIL

Şereflikoçhisar Milli Eğitim Müdürlüğüne gittiğimde gideceğim köyün okulunun iki öğretmeni olduğunu, diğer öğretmenin köyün yerlisi bir eğitmen olduğunu bu nedenle okulun müdürlüğünüde benim yapmam gerektiğini öğrendim.

Köye günde bir defa otobüs kalkıyordu. Saat akşam üzeri beşte otobüs kalktı yolcuları bindire indire yola koyulduk. Birkaç köy sonra hava iyice kararmıştı, otobüs bir evin önünde durdu, yollar çamur olduğu için burada konaklayıp sabah yola devam edeceğiz dediler. Otobüsten inip eve girdik, yatklar serildi. Bu cıvardaki köylerin ileri gelen ailelerinin misafirlik denilen evin dışında büyük bir odası oluyor ve yolda kalan yocuları, köye gelen misafirleri burada ağırlıyorlarmış. Bizde ogün orada misafir olup sabahın ilk ışığıyla yola çıktık, çünkü otobüs köyden yolcu alıp geri Şereflikoçhisara dönecekti.

Birkaç köye daha uğradıktan sonra Sarıağıl köyüne geldik. Burası çok yüksek olmayan tepelerin arasındaki bir vadiye kurulmuş şirin bir köydü. Okul caminin karşı yamacına hemen köy çeşmesinin yanına yapımıştı. Okul avlusu engin taş duvarlarla çevriliydi, okul iki sınıf ve birde malzeme odasından ibaretti. Okul avlusunda tuvalet ve birde lojman vardı. Diğer öğretmen köyün yerlisi olduğu için Kendi evinde kalıyordu. Ben lojmana yerleştim, burası birbuçuk oda banyo ve tuvaletten ibaretti. Küçük odayı mutfak olarak kullanmaya karar verdim ve büyük odayı oturma ve yatak odası yaptım.

Diğer öğretmenin köyün yerlisi olması köy halkıyla ve öğrencilerle kontak kurmak için çok iyi idi ama eğitmen olmasından dolayı bir problem çıkıyordu. Normalinde iki sınıflı okullarda birinci, ikinci ve üçüncü sınıfları bir öğretmen alır dördüncü ve beşinci sınıfı diğer öğretmen alır, okul öğretim planıda buna göre yapılır fakat eğitmenlerin sadece birinci sınıfı alarak çocuklara okuma yazma öğretme yetkisi olduğu için diğer bütün sınıflar bana kalıyordu. Mustafa hoca cumhuriyetin ilk yıllarında askerlik yapmıştı. O zaman askerde okuma yazmayı iyi bilen kişileri köylere öğretmen tayin ediyorlarmış, Mustafa hocada köyüne askerden öğretmen olarak dönmüş. Yılların tecrübesine güvenerek ikinci sınıfıda kendisi üslendi, böylece bana üçüncü dördüncü ve beşinci sınıflar kalıyordu.

Böylece hayli gecikmiş olarak eğitim yılına başladık. Benim pedegoji öğretmenim yüksek öğrenimini Almanyada yapmıştı ve bizi çocuklara modern ve serbest eğitim verecek şekilde yetiştirmişti. Çocukları fazla sıkmadan samimi bir atmosferde ders yapıyorduk, haliyle biraz gürültülü oluyordu. Bir gün ders esnasında eğitmen arkadaş kapıyı çaldı ve hocam siz güzel ders yapıyorsunuz ama sizin gürültünüzden biz ders yapamıyoruz dedi. Böylece bizim sebes eğitim metodu sona erip disiplinli eğitim dönemi başlıyordu. Başta sükuneti sağlamak zor oldu ta ki çocuklardan biri kalkıp ta hocam bu böyle yürümez sizin elinizde bir çubuk olması lazım diyene kadar. Çocuklardan birini gönderip komşu bahçeden bir çubuk kestirdim ve sükunetin ilacı çubuktaymış, çubuğu masaya vurduğum an sınıftan çıt çıkmıyordu.

Ankaradaki arkadaş Şereflikoçhisar ın bütün köylerinde yol var demişti ama bu yolların trafiğe uygun olup olmadığını söylememişti. Yollar ilk yağmurla birlikte kısmen kullanılır hale geliyordu ve ilk kardan sonra yalnızca at arabaları kullana biliyodu. Maaşımızı almak için kazaya veya büyük ihtiyaçlar için Ankaraya gitmemiz gerekse bir gün önceden nahiyeye veya ana yol üstündeki bir köye giderek orada bir misafir odasında konaklayıp sabah erkenden bir vasıtayla yola devam ediliyordu.

Böylece mahruumiyet bölgesi hayatı başlamış oldu ve ekseriyetle umut başlığı taşıyan şiirlerimi burada yazdım.

Mustertext
Kostenlose Homepage von Beepworld
 
Verantwortlich für den Inhalt dieser Seite ist ausschließlich der
Autor dieser Homepage, kontaktierbar über dieses Formular!